BilgiBebek: çocuklarda eğitim <!--Can't find substitution for tag [bilgibebek.blogspot.com.tr.anasayfa]-->
çocuklarda eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklarda eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2016 Salı

Pedagog Mehmet Teber, “Böyle bir sistemde öğrenciler eğitilmez, yarıştırılır. İşin içine yarış girdiğinde diğer tüm değerler kaybolur. Eğitimin amacı olan kÂmil insan yetiştirmek gider, başarılı insan yetiştirmek gelir.”

Sürekli değiştirilen eğitim sistemine adaptasyon sürecinde ne gibi problemler ortaya çıkıyor?
Eğitim sisteminin sürekli değişmesi bu işi planlayanların zihninde bir eğitim yaklaşımı ve felsefesi olmadığının bir işareti gibidir. Deneme yanılma yoluyla doğruya ulaşma en basit yollardan biridir. Eğitim sistemi değiştikçe öğretmen, öğrenci ve idarecinin motivasyonu düşer. Velinin kafası karışır. Eğitime olan güven azalır. Her değişim ise sonrasında bir uyum ve duraksama sürecini getirir.

“Sürekli kazanmak ve yüksek puan almak zorundasın” kuralına dayalı bir eğitim sisteminde öğrenciler nasıl bir psikolojiye sahip oluyor?
Böyle bir sistemde öğrenciler eğitilmez yarıştırılır. İşin içine yarış girdiğinde diğer tüm değerler kaybolur. Eğitimin amacı olan kâmil insan yetiştirmek gider, başarılı insan yetiştirmek gelir. Sürekli yarışma ve yarış halinde olmak ise öğrencilerin psikolojisini alt üst eder. Düşünün buradan Ankara’ya kadar araba ile yavaş yavaş gidip öğrenmek, etrafı seyredip keşfetmek varken, yarış olduğunda tüm güzellikler görünmez olur ve tüm yol stresli geçer. Yarış sürecinde de öğrenci edindiği bilgilerin değerini kaybeder sadece o bilgileri bir soru, bir test şıkkı olarak görür. Vücudu da haddinden fazla stres hormonu ile yüklenmiş olur.



Yeterli puan alamadığı için istemediği okula gitmek zorunda kalan gençlerin psikolojisi nasıl olur?
İnsan istemediği bir okulda ne kadar verimli okuyabilir ki. Ülkemiz üniversitenin ilk bir iki yılını okuyup sonra okulu bırakan bir sürü öğrenci ile dolu. Ya da üniversiteyi bitirdikten sonra mezun olduğu bölümle ilgili değil, başka alanda çalışan. Bunların hepsi istemediği bölümde okumanın sonucu ve büyük bir insan ve kaynak israfı.

Öğrencilerin bireysel yeteneklerine göre yönlendirilmesi ve sevdikleri alanda çalışmaları ne kadar önemli?
Bir eğitim sisteminin en önemli işi bu. Bunu yapmadıktan sonra eğitimden bahsetmenin anlamı yok. Eğitimin amacı bu zaten.

Türkiye, “düşük seviyede İngilizce bilen ülkeler” kategorisinde yer alıyor, yabancı dil öğrenmekte neden zorlanıyoruz?

Eğitim sistemindeki yanlışlar nedeni ile dile karşı ön yargımız oluştu. Dili bir matematik gibi bölümlere ayırıp öğretmeye çalıştık. Grameri binlerce parçaya bölüp öğrettik. Bir bütün olarak dili ele alamadığımız için öğretmeyi beceremedik. Turistik yerlerde ayakkabı boyayan çocuklar okulda 10 sene İngilizce öğrenenlerden daha çok İngilizce biliyorsa dil öğretim yöntemimizi sorgulamak gerekir.

4+4+4 eğitim sistemi uygulanmaya başladıktan sonra velilerden size yansıyan olumlu / olumsuz değerlendirmeler var mı, varsa neler?
Çocukların okula başlama yaşının erkene çekilmesi en büyük zorluk oldu, ama sonra bu düzenlendi ve zorunluluktan çıkarıldı. En büyük zorluk küçük çocukların okula alışamamasıydı. En büyük güzellik ise ilkokul öğrencilerini ergenlik çağına gelen ortaokul ergen öğrencilerinden ayırmak oldu.

Analitik düşünmeye ve yorumlamaya değil de ezbere dayalı bir eğitim sistemi devam edebilir mi, sistem nasıl değiştirilmeli?
Devam etmesini isterseniz eder. Bu soru çok uzun cevap gerektirir, ama bu ülkenin tüm düşünürleri bir araya gelip eğitim sistemi üzerine yeni bir kurgulama yapmalı.

Dünyada zilsiz, karnesiz hatta sınavsız eğitim modelleri tartışılırken, biz bunun neresindeyiz? Mevcut şartlar göz önüne alındığında bu sistemlerin pratik uygulaması ülkemize ne kadar uygun?
Biz daha emekleme aşamasındayız. Eğitimin fiziksel şartlarını -sınıf mevcudu, okul donanımı, teknolojik imkânlar, öğretmen sayısı - iyileştirmekle meşgulüz. Sanırım fiziksel imkânlar artık ideale yaklaştığında o zaman eğitimin felsefesini konuşacağız. Bahsettiğiniz uygulamalar o zaman gündeme gelecek.

3 Ocak 2015 Cumartesi

 Lütfen çocuğunuzun kendi başına olmayı ve oynamayı öğrenmesine izin verin. Annelerine yapışık çocuklar anneleri tarafından “beni çok seviyor” diye değerlendiriliyor bazen ama bu çok da sağlıklı bir şey değil. Ben her zaman çocukların bireyselliğini desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle kendilerini sevmelerini sağlarsanız emin olun sizi de çok seveceklerdir. Mesela ben çocuklarıma “en çok kimi seviyorsun?” diye şakadan sorduğumda(ki biliyorum bunu sormamak lazım ama bazen tutamıyorum kendimi) Anne, baba, kardeş, abiden sonra kendimi diye cevap verirler. Bu cevabı onlara ben öğretmedim kesinlikle. Ama onlara kendini sevmeyi ve kendini değerli görmeyi öğrettiğimi düşünüyorum. Bunu da sevgimi göstererek ve bireysel yaptıkları başarıları destekleyerek yaptım. Evdeki huzur ve mutluluk da çok önemli tabii. Çocuklar evdeki ortamdan etkileniyorlar.Kendini güvende hissetmeyen çocuklar daha sonra hem kreşe hem de ilkokula başlarken çok büyük sorunlar yaşıyorlar. Okula gitmek istemiyorlar ve gittiklerinde mutsuz oluyorlar. Annelerinden ayrı bir etkinlik düşünemiyorlar ve endişe duyuyorlar. Haftalarca kreşin kapısında oturan anneler görüyorum ve üzülüyorum. 3 çocuğum da ilk günden itibaren güle oynaya kreşe gittiler ve ben 1 saat bile kreşin kapısında beklemedim.

Çocukların Okula Başlama Zamanı
Çocukların Okula Başlama Zamanı


Alper de bu sene 64 aylık ilkokul 1. sınıfa başladı ama bir kere bile ağlamadı ve endişe duymadı. Tabii ki ben de diğer anneler gibi uyum haftasında her gün okuldaydım ama zaten bunu yapmamız isteniyordu ve okulumuz hergün anneler için yararlı bilgiler içeren veli eğitimleri hazırlamıştı. Çocuklar derse girince biz veli eğitimine giriyorduk. Aynı anda sınıftan çıkıp çocuklarla buluşuyorduk. Okulu böyle sevmeleri tesadüf değil tabii ki. Kalpsiz bir anne de değilim. Ben onları aylar öncesinden yavaş yavaş hazırlamaya başlamıştım. Okulun ne kadar güzel bir yer olduğundan bahsettim. Hikayeler anlattım, orada yapacakları aktivitelerden bahsettim. En önemlisi de ben kendim endişe duymadım ve gözümde büyütmedim. Çocuklar sizin ne hissettiğinizi hemen anlarlar ve empati yetenekleri çok iyi olduğu için bundan etkilenirler. Siz rahat ve mutlu olacaksınız. Okula başlamanın kutlanacak ve çok mutlu bir olay olduğunu yansıtacaksınız çocuğa. Yoksa siz “Aman Allahım okul başlıyor nasıl olacak, bu çocuk nasıl gidecek tek başına” paniğinde olursanız ne kadar saklamaya çalışsanız da bu çocuğa yansır. Önce siz kendinizi hazırlayın okula. Ayrıca tabii ki iyi bir okul seçin. Çocuk mutsuz olduğu ve güzel bir eğitim görmediği bir yere tabii ki gitmek istemeyecektir. Benimkiler okullarını o kadar çok seviyorlar ki bayram taillerinde ve bazı haftasonları “neden okul yok?” deyip kızdıklarını ve hatta ağladıklarını bilirim. Çocuğunuzu okula hazırlanma sürecine dahil edin. Kırtasiye listesindekileri ve okul çantasını beraber seçin ve alın. Çocuğunuzu güzelce okula bırakın ve aklınızı orada bırakmadan çıkın gidin.

O çocuk sizin dışarda olduğunuzu bilirse tabii kendini yeni arkadaşlarına ve okuluna veremez. “Annem acaba neden gitmiyor, demek ki ben güvende değilim” diye düşünmez mi? Vedalaşmaları kısa kesin. İyi dersler deseniz yeter. Üzülmeyin. Artık okulun hayatının bir parçası olduğunu bilsin. Mızmızlanınca götürmemezlik etmeyin. Okula gitmek istemeyince gezmeye götürülen bir çocuk tabii ki gitmek istemez.Çocuklarımın okul sevgisi ve kendi kendine oynamayı sevmelerinin temellerini oturmaya başladıkları 6 aylıktan itibaren atmaya başladım. Ben çocuklarıma çok küçükten itibaren günün bir kısmında kendi kendilerine oynama alışkanlığını verdim. Küçüklükten başlayarak çocuğunuzu oyuncaklarıyla birlikte yere oyun halısının üstüne oturtun ve kendi kendine oynamaya teşvik edip gözünüzle onu görebileceğiniz ama onun sizi göremeyeceği bir yere gidin. Bu arada çocuğunuzun etrafında yutabileceği küçük nesneler olmasın. Kafasını vurabileceği sehpalar olmasın. Güvende olsun yani ve gözünüz üstünde olsun. Ben plastik çitlerden güvenli bir alan oluşturmuştum salonda ve orada rahatça bırakabiliyordum. Böyle böyle kendi kendine yetebilmeyi ve kendiyle de mutlu olmayı bilsin. Tabii ki uzun süre olmayacak bu kısa kısa süreler olacak. Onun gelişimi için bu önemli. Bu zamanı çok uzatmayın ilgisiz bırakmayın onu. Bazen anneler görüyorum bebek kendi kendine güzel güzel oynarken hadi yavrum şunu yapalım diye yanlarına alıyorlar. Bunu yapmaya gerek yok. Zaten bir süre sonra sıkılıp yanınıza gelecek.

O zaman yaparsınız o aktiviteyi. Kardeşlerin de beraber oynamasını teşvik edin ama tabii yine gözünüz üzerlerinde olsun ve her zaman güvende olsunlar.1,5 yaşından itibaren de kendi yaşıtlarıyla oyun grupları oluşturarak sosyalleşmelerini sağladım. Oyun grubunun nimetlerinden yararlanmak için pahalı kreşlere veya oyun merkezlerine ihtiyacınız yok. Kendi çevrenizden ve semtinizden de bulabilirsiniz çocuğunuzun yaşıtlarını. Parklarda karşılaşabilirsiniz bu çocukların anneleriyle. Ben de Alper 1,5 yaşındayken oturduğumuz yerdeki annelerle 6-7 kişilik bir oyun grubu kurmuştum ve her Perşembe toplanıyorduk. Hem yaşıt çocuklarımız sosyalleşiyordu hem de biz anneler biraraya geliyorduk. Değişik oyunlar oynatıyorduk, Kitaplar okuyorduk. Her hafta başka birinin evinde toplandığımız için çocuklar değişik oyuncaklar ve aktivitelerle mutlu oluyorlardı. Alper ve diğer çocuklar 3,5 yaşında kreşe başlayana kadar devam etti oyun grubumuz. Aynı semtte olduğumuz için bütün oyun grubu aynı anda aynı kreşe başlayınca okula alışmaları da çok rahat oldu. 2,5 yaşına kadar çocuklar pek birlikte oynamazlar ama yan yana oynarlar. Bu da güzel birşeydir onlar için. 2,5 yaşından sonra beraber oynamayı ve paylaşmayı öğrenirler oyun gruplarında. Annelerin iyi anlaşması da önemli ki anlaşmazlıklar çıkmasın sonra. Oyun grupları kurmanızı tavsiye ederim.Tabii ki şunu unutmayın bütün çocuklar ve bebekler farklıdır.

Siz doğru davranışları yapsanız bile çocuğunuz okula gitmemek için deliler gibi ağlayabilir. Ama bu doğru davranışları yapmanızı engellememeli. Kardeşler bile birbirinden farklı yetişiyor. Mesela kızım Esin özgür ve herşeyi kendi kendine yapmak isteyen, yardım edilmesini istemeyen yetenekli bir kızdır. İkizi Sevinç ise biraz bana düşkündür ve bazen yapışır bana kedicik gibi, yemeğini yedirmemi ister, yanında çok olmamı ister ben bunu hiç sevmeme rağmen. Ama o da 1,5 yaşından beri kendi kendine giyinir soyunur, bensiz de çok güzel gezer. Okula bayılarak gider. Aslında ikisine hep aynı davrandım ama farklı oldular. Ama okulda herşeylerini kendileri yapıyorlarmış ve hatta diğer çocuklara bile örnek olmuşlar. Alper ise çok akıllıdır, yaşıtlarından her konuda çok ileridir ama herşeyi kendi kendine yapmak istemez, biraz hizmet bekler. Erkek çocukları biraz öyle oluyor gördüğüm kadarıyla. Diyeceğim şu ki, siz elinizden geleni yapın ama her çocuğun kendine özgü olduğunu unutmayın. Siz doğru davranışları yapın, içiniz rahat olsun ama buna rağmen sorunlar çıkarsa kendinizi suçlamayın.Not:Lütfen doktorunuzu dinleyin. Benim tavsiyelerim sadece benim tecrübelerim ve kişisel araştırmalarımdır. Teşhis ve tedavi niteliği taşımaz ve doktorunuzun tavsiyesinin yerini tutmaz.

Sosyal Paylaşım Sayfaları

sosyal sitesosyal sitesosyal site

Taze Yayınlar

Takipçilerim

Popüler Yazılarımız

Sayfa Görüntüleme Sayısı


Bumerang - Yazarkafe

Bumerang - Yazarkafe

Bloğumuza Birde Burdan Bakın ツ