BilgiBebek: gebelik <!--Can't find substitution for tag [bilgibebek.blogspot.com.tr.anasayfa]-->
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2016 Pazartesi

hıpnozdogum


Hiptoz metoduyla doğuma günümüzde alaka arttı. Ağrısız ve sızısız doğum yapmak isteyenler hiptonik doğumu seçenek etmeye başladı. Hipnoz metodu ile normal doğum anne adaylarının normal doğuma rahat, korkusuz ve güven içerisinde girmesi için uygulanan bir metottur. Hipnoz doğum metodunun en iyi tarafı ağrı kesici almadan ve sancısız normal koşullarda gerçekleşmesi. Doğum esnasında anne adayına uygulanan hipnoz tekniği sancıların hissedilmesini engelliyor. Dünyada tıp üyeleri arasında hipnozu en yaygın kullanan kesim kadın doğum uzmanları. Hipnotik Doğum artık Türkiye'de üniversite hastanelerinde kullanılmaya başlanacak.

HİPNOTİK DOĞUM 

Hipnoz ile doğum yolunda; anne adayının hissettiği stres, öğrenilmiş doğum korkuları ve acı belirtisi ortadan kaldırılarak tüm doğum sürecini rahat ve huzurlu geçirmesi sağlanır. Anne adayı bu süreçte hipnotik vaziyette aldığı doğru telkinlerle doğum konusundaki tüm kaygılarından arındırılır. Seanslar sırasında öğretilen doğru davranış şuuru anne adayına doğum sonrasındaki süreçte de yardımcı olacaktır. Hipnoz ile natürel doğum sürecine giren anne adayları rahat bir şuur düzeyinde oldukları için doğumun her evresinde ihtiyaç duyacakları enerjiyi kaybetmeyeceklerdir.

25 Mayıs 2016 Çarşamba



Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Kasapoğlu Hürkal, gebelikte kullanılan astım ilaçlarının bebeğe zarar vermediğini söyledi. Asıl dikkat edilmesi gerekenin kontrol edilemeyen astım olduğunu belirtti.

Astımı Olan Hamilelerin Dikkat Etmesi Gerekenler

Doktorlar, astım hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçların gebelikte bebeğe zarar vermediğini ve güvenle kullanılabileceğini söylüyor. Asıl kaygılanılması gereken husus kontrol edilemeyen astımdır, bu sebeple kontrolsüz astım bebeğe zararlı etkiler bırakabiliyor.

İnhaler kortizonlu ilaçlar kullanıldığında astım nöbetlerini hamilelerde %55 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Bunun için orta-ağır astımı olan gebelere düşük dozda düzenli bir şekilde inhaler kortizon tavsiye ediliyor. 

21 Nisan 2016 Perşembe



Polonya bir mucize doğuma imza attı: hamile kadının beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen doktorlar kadını yaşatarak bebeğin doğmasını sağladı.
 
Polonya'da beyin ölümü gerçekleşen kadının hayatta kalmasını sağlanarak hamile kadının karnındaki bebek kurtarıldı. Bu operasyonun ardından  bebeğin 3 aylık ve durumunun sağlıklı olduğu açıklandı .Polonya'daki doktorlar hamile kadını 55 gün hayatta tutmayı başararak doğumu gerçekleştirdi. Wroclaw Üniversitesi Hastanesi doktorları bebeğin durumunun son derece iyi olduğunu bildirdi.

41 yaşındaki hamile kadının beyin tümörü nedeniyle beyin ölümü gerçekleştiği açıklandı. Doktorlar, "Ailesi bebeğin doğmasını çok istiyordu" diye konuştu.

Doğum sonrasında 1 kilo olan bebek, yoğun bakım tedavisiyle 3 kiloya ulaştı. 3 kiloya yükselmesi sağlanan bebek taburcu oldu.

28 Mart 2016 Pazartesi



GATA Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkan Demirkaya müjdeli haberi verdi. Down Sendorumu Gebeliğin 3.Ayında Belirlenebilecek!

Gebeliğin 9. haftasında anne kanından bebeğin DNA'sı incelenerek down sendromu vb. hastalıkların belirlenmesini sağlayan yeni  teknoloji, Türkiye'de ilk kez Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) uygulandı.

Gen dizileme teknolojisi kullanılarak yapılacak olan bu uygulama sayesinde 9.haftada bebeğin hastalığı belirleniyor ve erken teşhis ile hastalığı yenmek kolaylaştırılıyor.

Demirkaya, gebelikte yapılan erken tarama ve tanının, hastalığı önceden belirleme ve müdahale etme açısından önemli gelişme olduğunu belirtti.

Bu test ise anneden alınan kanı özel bir tüpe aldıktan sonra bebeğe ait DNA ile gelişmiş teknoloji kullanılarak incelenmesi ile uygulanıyor.

3 Eylül 2015 Perşembe

Times gazetesinde yer alan bir araştırmaya göre, geniş aile isteyen kadınlar ilk doğumlarını 20'li yaşların başında yapmalı. Uzmanlar 35 yaşından sonra hamile kalma şansının ciddi şekilde düşmeye başladığını belirtiyor.


 Times gazetesinde yer alan bir araştırmaya göre, geniş aile isteyen kadınlar 20'li yaşların başından itibaren çocuk doğurmaya başlamalı. Uzmanlar 35 yaşından sonra hamile kalma şansının ciddi şekilde düşmeye başladığını belirtiyor. Araştırmaya göre 3 ya da daha fazla çocuk isteyen bir kadın, ilk doğumunu 23 yaşında yaparsa, 3 ya da daha fazla çocuk doğurabilme şansı %90. İki çocuk isteyen kadınların ise 27'yi geçirmemelerini öneriyor. Tek çocuk isteyenler için önerilen yaş ise 32. Bu yaşa kadar hamile kalabilme ihtimali %90.

Araştırmaya göre, 41 yaşını geçmiş kadınların hamile kalabilme şansı ise %50. Uzmanlar tüp bebek yönteminin bu süreyi en fazla 5 yıl uzatabileceğini belirtiyor ancak bu yöntemin "sihirli bir çözüm" olmadığını da ekliyor. Araştırma Hollanda'da 10 bin çiftten toplanan bilgilerle bir bilgisayar programı oluşturularak yapılmış.

Uzmanlar ilk doğumu erken yaşta yapmanın, yeniden hamile kalabilmek için önemli olduğunu da belirtiyor. Araştırma sonuçlara göre erkeğin yaşı 40'ın altında olduğu sürece, büyük sorun oluşturmuyor.

21 Şubat 2015 Cumartesi

Başlıkta da belirttiğimiz gibi bebekler anne karnındayken sevgi, sakin bir ortam ve huzur ister. Hamilelik döneminizde bebeğinize huzur verebilirsiniz. Nasıl mı? Bebeğinizi hissederek. Sessiz bir ortamda bebeğinizin kalp atışlarını dinleyerek dünyanın en mutlu annelerinden birisi olabilirsiniz. Uzanın ve karnınızdaki masum bebeğinizi sevin, okşayın. Bebeğiniz sizin içinizde hayat buluyor, sizin yediklerinizi yiyor ve sizin nefesinizle büyüyor. Annelik çok mutlu olunası bir durumdur.

Hamilelik
Hamilelik Sevgi Paylaşımıdır


Hamile Anneler İçin Kırmızı Alarm Durumları:

-Hamilelik döneminizde çok tuz tüketiminden uzak durunuz. Tuzu azar azar atarak istediğiniz tuz miktarının fazlasına çıkmamış olursunuz.

-Çok fazla kafein tüketiminden uzak durunuz. Hamilelik döneminizde çayı ve kahveyi azaltınız.(kola, diğer alkolsüz içecekler, çikolata, vb. kafein içeren besinlerdir.)

-Alerjinizin olduğu gıdaları tüketmeyiniz. Size olumsuz etkisi olabilir.

-Aşırı şeker tüketimine dikkat. Aşırı şeker sabah mide bulantılarınızı arttırır.

-Hamilelik öncesinde ve hamilelik sırasında alkolden uzak durunuz. Alkol bebeğinizin sağlıksız şekilde doğmasına ve düşük tehlikesine yol açabilir. Hamilelikte alkol ve sigara yasak.

-Hamilelikte keyif için uyuşuturucu vb. zararlı maddelerden uzak durunuz. Bu maddeler bebeğinizin erken doğumuna ve bebeğinizin prematüre doğmasına sebep olabilir.

-Hamileliğin sonunda doğum yapacağınızı biliyorsunuz ve bu doğumun kolay geçmesini istemez misiniz? Tabii ki istersiniz. Kolay ve sağlıklı bir doğum için kegel egzersizlerini deneyebilirsiniz. Kegel egzersizleri hakkında bilgi edinmek için buraya tıklayınız.

2 Aralık 2014 Salı

Kadının gebelik boyunca taşıdığı canlıyı zamânı gelince plasentayla birlikte dış aleme bırakmasıdır. Şüphesiz ki canlının dış ortama uyabilmesi onun mümkün ölçüde miada erişmesi, organ ve sistemlerinin yapı ve fonksiyon bakımından yeterli özellikler kazanmasıyla orantılıdır. Bu bakımdan normal doğum bebeğin olgunluğu ile paralel bir durum gösterir. Doğum, bütünüyle, ritmik ağrıların başlamasından, bebek ve eklerinin rahimden dışarı çıkışına kadar uzanan bir seri olayları içine alır. Bebeğin doğuşunu sağlayan başlıca faktör, rahim adaleleriyle berâber ona yardımcı karın adalelerinin kasılmalarıdır. Normal doğum bu tabiî güçlerin tesiri altında netîcelenir. Bebeğin doğumu için tabiî kuvvetler dışında bir gücün müdâhalesine gerek duyuluyorsa “müdâhaleli doğum”dan söz edilir. Miadında doğum, takriben 38-40 gebelikS,G haftalarının içindedir. Bu devreden evvel, 28-37 haftalar arasında sonuçlanan gebelikler “erken doğum” adını alır. 20-28 haftalarda sonuçlanan gebeliklere “immatür doğum”, yâni olmamış doğum ismi verilir. 20. haftanın altında sonuçlanan gebelikler “düşük” olarak ele alınır. Birçok memleketlerde kânun gebelik süresini tesbit etmiştir. Bu süre bizim memleketimizde 300 gündür.

  Doğumun Devreleri

 Doğum olayı birbirini tâkip eden 3 devreye ayrılır. I. Devre: Genişleme devresi de denilen bu devre, gerçek doğum ağrılarının belirmesiyle başlar. Rahim ağzının tam olarak açılmasıyla son bulur. Başlangıçta 2 milimetre olan rahim ağzı açıklığı kasılmalar sâyesinde 10 santimetreye ulaşır. Bu devre ilk doğumlarda 12, birden sonraki doğumlarda ise 6 saattir. Kasılmalara gerçek doğum vasfı kazandıran nitelik, ağrı duyusuyla berâber oluşudur. Rahim kasılmaları başlangıçta 15-20 dakikada bir gelmek üzere başlar ve takriben 15-20 saniye sürer. Başlangıçta bel ve kuyruk sokumunda duyulan ağrı zamanla aşağılara iner. Birinci devre sonunda ağrılar 2-3 dakika arayla gelip 40-60 saniye sürer. Doğum ağrılarının başlama mekanizması: Zamânı gelen bir gebelikte doğum ağrılarının ne şekilde başladığı problemi henüz karanlığını muhâfaza etmektedir. Bununla berâber bu kompleks mekanizmada tek bir faktörden ziyâde bir seri faktörlerin birbiri üzerine etkisinin söz konusu olduğu düşünülmektedir. Bu etkide hormonal, kimyevî, mekanik ve nöropsişik faktörler mesuldür. Birinci devrenin sonunda tamâmen yumuşayan rahim ağzında genişleme tamamlanarak bebeğin geçeceği çapa erişir. Bu esnâda amnion kesesi de artan basınç netîcesinde en zayıf yerinden yırtılır ve su dışarı akar.
II. Devre: Rahim boynunun genişlemesinin tamamlandığı andan başlayan bu devre bebeğin doğumuna kadar devâm eder ve bebeğin dışarı atılmasını hedef alır. Bu sebeple buna “atılma dönemi” de denir. İkinci devre ilk doğumda, iki saat, birden sonraki doğumlarda ise 20-30 dakika kadar sürer. Ağrıları su kesesinin yırtılmasını takiben kısa bir süre hafifler, müteakiben bebeğin doğum kanalına girmesiyle daha da şiddetlenir. Doğum ağrıları ile akıntı hissinin refleks olarak meydana getirdiği karın adalelerinin kasılmaları aynı anda vukû bulur. Bu uyuşma temin edilmezse irâdî karın adalelerinin kasılmalarından istenilen sonuç alınamadığı gibi, gebe kadın boşuna ve lüzumsuz yere yorulmuş olur. Çocuk normalde sol yanına yatmış başını gövdesine dayamış dizlerini karnına birleştirmiş olarak bulunur ve önce başın en tepesi çıkar. Kadında doğum mekanizması dik duruş sebebiyle çok kompleks bir özellik gösterir. Çocuğun dışarı atılması için vücut ve bebek bir çok seri hareket yapar.

Bu hareketler kademeleriyle birlikte bilinmektedir. Fakat ne gibi faktörlerin etkisiyle meydana geldiği ve sebepleri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Bu olay öyle programlanmış ve düzenlenmiştir ki, dışarıdan hiçbir müdahaleye fırsat kalmadan bebek doğar. Bebeğin anne karnındaki duruşu ve doğum esnâsındaki hareketlerinde meydana gelecek en küçük değişiklik doğumu imkânsızlaştırır veya çok zorlaştırır. Aynı zamanda bebek ve anne ölümlerine sebebiylet verebilir. Bu sebeple bu muazzam hâdise ve basamaklarını planlayan birinin mevcut olması selim akılların kabul ettiği bir gerçektir. Çünkü; doğumda çocuğun dışarı çıkması için yapmış olduğu başın öne eğilmesi vücudun ise dönmesi, gerilmesi, dışa dönmesi ve başın arkaya gitmesi ve sonra yana dönmesi hârika hareketlerdir. Başın gövdeye eğilip en üst kısmıyla doğum kanalına girmesi normal doğum için kat’î olarak lâzım olan bir şarttır. Bu baş hareketindeki en küçük değişme başın doğum kanalına girmesine müsâade etmez.

27 Kasım 2014 Perşembe

Hamilelik ve bebek sahibi olmak, bir kadının hayatında yaşayabileceği en güzel ve en özel durumlardır. Doğan bebeğin güzelliği, anne-babasına verdiği o övünç ve gurur hiçbir şeyle kıyaslanamayacak güzeldir. Bu nedenledir ki birçok kadın, bu özel dönemde vücudunda yaşadığı sıkıntı ve sorunları çok da kafasına takmamaya çalışır. Ama yine de bu dönemde ve de tabii ki sonrasında alınacak birkaç önlem sevincin de gölgelenmemesine yardımcı olur. Bu önlemlerden biri anne için büyük önem taşıyan Kegel egzersizleridir. Kegel egzersizleri (pelvik taban egzersizleri) rahim, vajina, idrar torbası ve rektumu sararak alttan destek yapan kas grubunun kuvvetlendirilmesini sağlayan egzersizlerdir. Kegel egzersizlerini yaparak bu kasları yumuşatmak ve kuvvetlendirmek, gebeliğinizin son aylarında hissedeceğiniz rahatsızlıkları azaltacağı gibi idrar kaçırma ve hemoroit gibi gebelik sırasında başlayıp sonra da devam eden iki sık görülen sorunu da en aza indirgemeye yardımcı olur.

Kegel Egzersizi
Kegel Egzersizi


Leğen kemiği tabanı kaslarını güçlendirmek hem gebelik sırasında hem de sonrasında idrarını tutamama sorunun ortaya çıkma riskini azaltabilir. Ayrıca bu egzersizler sayesinde anne, doğum sırasında daha iyi ıkınabilir ve bu da doğumu kolaylaştırır. Bir diğer yararı da doğum sırasında oluşabilecek yırtıkları en aza indirmesidir. Aynı zamanda doğum öncesi ve sonrasında cinsel ilişkiden alınacak zevki de artırır.

Kegel egzersizleri nasıl yapılır? 

Kegel egzersizlerini doğu yaptığınızdan emin olabilmek için öncellikle vajinanın ve makatın etrafında bulunan leğen kemiği tabanı kaslarınızı tespit etmeniz gerekir. Doğru kasları bulduğunuzdan emin olmak için tuvalete giderken idrar akışını durdurmaya çalışabilirsiniz. Eğer durdurabiliyorsanız, doğru kasları bulmuşsunuz demektir ama bunu alışkanlık haline getirmemeniz gerekir çünkü idrar yaparken ya da idrar torbanız doluyken Kegel egzersizleri yapmak kasları zayıflatabilir de.

Ayrıca idrar torbasının tam olarak boşaltılmamasına yol açar ki bu da idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır. Doğru kasları bulmakta zorlanıyorsanız, farklı bir teknik deneyebilirsiniz. Parmağınızı vajinanızın içine sokun ve sıkıştırdığınızda vajinanızın kasıldığını hissedin. Sıkıştırdığınız kaslar sizin leğen kemiği tabanı kaslarınızdır. Leğen kemiği tabanı kaslarınızı tespit ettikten sonra idrar torbanızı boşaltın. Kegel egzersizlerini oturarak, ayakta durarak, yatarak istediğiniz pozisyonda yapabilirsiniz. Sizin için uygun pozisyonu alın ve leğen kemiği tabanı kaslarınızı iyice gerin. Her seferinde beş saniye olmak üzere bunu sık aralıklarla ve art arda dört beş kez yapın. Kaslarınızı her seferinde 10 saniye kasılı vaziyette tutabilecek hale gelene kadar çalışın ve kasılmalar arasında 10 saniye gevşeyin. Gün boyunca 3 dizi 10 Kegel egzersiz, 3 dizi de mini Kegel egzersizi yapın. 10’a ya da 20’ye kadar çabucak sayın ve her sayı söyleyişinizde leğen kemiği tabanı kaslarınızı kasıp bırakın.

Kegel egzersizlerini yaparken karnınızdaki, uyluklarınızdaki ve kalçanızdaki kasları kasmayın. Bu, leğen kemiği tabanı kaslarınızın elastikiyetini daha da bozabilir. Ve nefesinizi tutmayın. Gevşeyin ve vajinanız ve makatınız etrafındaki kasları kasmaya odaklanın. Kegel egzersizlerinden hemen fayda beklemeniz yanlış olur. Bu egzersizlerin yararını görmeniz 4-6 haftayı bulabilir. Egzersizler işe yaramıyorsa ise bir doktora görünmekte fayda vardır.
Hamilelik, kadınların hayatında büyük önem taşıyan bir dönemdir ve kadınların bu önemli dönemde doğru seçimler yapması çok önemlidir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri beslenmedir. Hamileliliğin dönemine, durumuna göre düzenli ve sağlıklı beslenmek, hamilelik döneminde sağlıklı bir sonuç almakta önemli etkenlerden biridir. Gebelik sırasında anneler, hem kendileri hem de bebekleri için yemek yiyor olurlar ama bu durum iki misli yemek yiyeceklerini değil, yediklerine iki misli dikkat edeceklerini göstermektedir.

Gebelikte Beslenme
Gebelikte Beslenme
Hamilelik öncesinden gelen, abur cubur düşkünlüğü, öğünlerde düzensizlik ya da iştah kapalılığı gibi sorunlar varsa, bu sorunların giderilmesi için derhal bir doktora başvurulmalıdır. Sağlıklı beslenme, hamileliliğin ileriki dönemlerinde değil, en başından itibaren dikkat edilmesi gereken bir konudur. Zira bebeğin yaşamsal organlarının çoğu, hamileliğin ilk haftalarında oluşmaya başlar. Bu sebeple kalsiyum, demir, folik asit gibi vitamin ve besinlere ihtiyaç duyulur. Hamilelikte dikkat edilecek birkaç basit beslenme kuralı mevcuttur;

• Çok miktarda meyve, sebze ve tam tahıllı yiyecek tüketmek. 
• Yağsız protein ve düşük yağlı süt ürünleri tüketmek. 
• Yiyecekleri çeşitlendirmek. 
• Günde en az 3 öğün yemek.

 Bu basit kurallara uyarak hem bebeğin hem de annenin sağlıklı beslenmesi sağlanabilir. Gebelik sırasında birçok gıdanın tüketilmesi uygun olsa da, bazılarının yan etkileri sebebiyle sınırlanmasında ya da tüketilmemesinde yarar vardır. Bunlar arasında cıva oranı yüksek deniz ürünleri vardır. Deniz ürünlerinin birçoğu protein ve demir kaynağı olmasına rağmen, bazıları bebeğin gelişen sinir sistemine zarar verecek oranda cıva bulundurur. Bu yiyecekler kılıç balığı, uskumru, kiremit balığı gibi ürünlerdir. Ayrıca karides, somon balığı, mezgit gibi balıkları da çiğ ya da çok az pişmiş olarak tüketmek anne ve bebek için zararlı olacaktır. Sıklıkla meydana gelen gıda zehirlenmeleri de gebelerin dikkat etmeleri gereken bir husustur. Genelde et, tavuk ve yumurta ürünlerinin az veya yanlış pişirilmesi sonucu gelişen gıda zehirlenmeleri, gebelerin daha ağır etkilenebileceği ve hatta bebeği bile zehirleyebileceği için yüksek önem arz etmektedir. Fazla işlem görmüş et ürünleri de hamilelikte komplikasyonlara sebep olabilir.

Bu ürünler genelde sucuk, sosis ve salam gibi ürünlerdir. Bu ürünler, soğuk ortamlarda gelişen listeriyoz adı verilen ciddi bir hastalığa davetiye çıkarabilir. Ayrıca işlem gören bir çok gıda ürünü, hamilelikte fazla şişliğe sebep olacak sodyum da içerir. Bunlara ek olarak pastörize edilmemiş yiyecekler, yeterli derecede yıkanmamış ürünler hamilelerin dikkat etmesi gereken durumlardır. Hamile kadınların tahıllı yiyeceklerden alacakları folik asit, yapraklı yeşil sebzeler, kuru fasulye ve nohut gibi gıdalardan alacakları folat asit, süt ürünlerinden, kahvaltılık tahıllardan ve meyve sularından alacakları kalsiyum, balık ve yumurta gibi gıdalardan alacakları protein ve demir oldukça önemlidir. Gebelik sırasında doğal gıdalar oldukça önemlidir ama bunlara ek olarak takviye ilaçlar almak da sağlıklı bir gebelik için gereklidir. Özellikle kalsiyum, protein, demir içeren gıdaları tüketemeyen anne adayları, bu vitamin ve mineralleri takviye ilaçlar yardımıyla almalıdırlar.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Gebelik sırasında, ne koşulda olursa olsun kanama olması anormal bir durumdur. her trimester (3 aylık periyodlar) için düşük nedenleri değişebilmektedir. ancak gebelik esnasında 20. haftadan önce herhangi bir zamanda kanama olması düşük tehlikesini (abortus imminens) gösterir. zira 20 haftadan( fetüs ağırlığı 500 gr ve altı) daha küçük gebelik kayıpları “düşük”(abortus); daha büyük gebelik kayıpları “erken doğum”( preterm eylem) olarak nitelendirilir. ilk 3 ayda kendiliğinden düşük (spontan abortus) oranı % 15 ‘dir. ve ilk 3 aydaki gebelik kayıplarının en sık nedeni (%60) genetik nedenlerdir ve genelde hayatla bağdaşmayan bir sorun mevcuttur fetüste… bu yüzden aile çok üzülmemelidir. doğa kendine yakışmayanı doğal seleksiyon dediğimiz yöntemle ekarte etmektedir.

hamilelikte düşük
Hamilelikte Düşük
Ancak 3 aydan daha büyük düşüklerde durum farklıdır. genellikle fetüste bir problem yoktur,bebek tam olarak ve canlı olarak atılır, burada problem ise rahim ağzı yetersizlikleridir(servikal yetmezlik). Düşük (abortus) ayrı. düşük tehlikesi(abortus imminens) ayrı bir konudur. düşük tehlikesi gebelikte kanamanın (miktarına bağlı olmaksızın) olması durumudur. bu hastaların % 50 si bebeklerini kaybederler. yani düşük yaparlar. bunda kanama ile birlikte parçalar da gelir.eğer fetüs tüm komponentleri ile rahimden atılmışsa “tam düşük”(komplet abortus) , içerde parçalar kalmışsa “yarım düşük”(inkomplet abortus) adı verilir. kesin tanı usg ile konulur.

Yarım düşükde, kanamanın artması durumunda rahim boşluğu kürtaj yoluyla temizlenmelidir. istemli düşük yaptırmak amacıyla kullanılan bazı ilaçlar, bu nedenle tavsiye edilmemekte ve çoğunlukla “inkomplet abortus”a yol açtıklarından hem zaten kürtaj gerekmekte hem de kan kaybı ve komplikasyonlar daha fazla olmaktadır. bu amaçla, gebelik sonlandırılması (yasal tahliye) sadece kadın doğum uzmanının denetimi ve bilgisi dahilinde olmalıdır. Gebede mevcut bir kanama durumunda ilk olarak, 12 haftadan küçük gebeliklerde transvajinal usg ile; 12 haftadan büyük gebeliklerde ise transabdominal usg ile fetüsün sağlık durumu (kesenin çapı, düzeni,fetüsün kalb atımının varlığı, retrokoryonik alanda kanamanın varlığı) belirlenmeli aynı zamanda düşük önleyici tedavi başlanmalı ve önerilerde bulunulmalıdır. Bu amaçla rutinde, doğal progesteron içeren preparatlar(progestan tb) ile gebelik, hormon açısından desteklenebilir.

Bu tedavinin amacı, gebeliğin 14. haftasına dek hormon desteğini sağlayan, yumurtanın atıldığı “korpus luteum gravidarum” kistinin yetersizliğini (luteal yetmezlik) kompanse etmek ve eksiği karşılamaktır. 14. haftadan sonra -devam eden gebeliğin- hormon desteği görevini plasenta(bebeğin eşi..) devralmaktadır. Progesteron tedavisinin yanı sıra sık usg takibi, hastanın mutlak yatak istirahati, bol sıvı alımı ve cinsel ilişkiden sakınmak hekimlerin yaptığı, ancak etkileri ve yararları bilimsel olarak henüz netlik kazanmamış önerilerdir. servikal yetersizlik vakalarında ise 3. aydan önce rahim ağzına kese ağzı süturu atılmalıdır(cervical cerclage) sözkonusu önerilere uymak, uymamaktan her zaman daha faydalıdır.

17 Kasım 2014 Pazartesi

Hamile olduğumu nasıl anlarım diyorsanız sizin için seçtiğimiz en güzel makaleyi inceleyebilirsiniz.

Hamile miyim? Okumak için tıklayınız...

hamilelik gebelik
Hamilelik

12 Kasım 2014 Çarşamba

Tüm doktorlar, anne adaylarına stresten uzak dur diyor. Ancak bunu yapmak zannedildiği kadar kolay değil. Kendisi ve çocuğu için endişelenen, doğumdan korkan, bebeğine bakamayacağını düşünerek endişelenen anne adayları huzur arıyor…

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr Bülent Uran “Aslında hamilelik, kadının yaşam tarzını değiştirebilmesi için bir fırsattır. Ancak çok az kadın bunu değerlendirebilir. Örneğin, ilginç bir şekilde bazı kadınlar hamilelik sırasında sigara içmeyi bırakıyor ama bebeğin emzirmesi bittiğinde yeniden sigara içmeye başlıyor. Bunu kalıcı hale getirmiyor. Halbuki hamilelik yeni ve doğru alışkanlıklar kazanmak ve huzur bulmak için iyi bir dönemdir ” dedi.

Hamileye gösterilen ilgi huzur için yeterli mi?

Dr. Bülent Uran İlginin her zaman huzur getirmediğini söylerken, “ Biz doktorlar hamilelik dönemindeki değişikliklerin normal olduğunu söyler, hastayı rahatlatmaya çalışırız, ancak rahatlatıcı bilgiye sahip olmakla gerçekten rahat hissetmek ve huzurlu bir hamilelik geçirmek kesinlikle ve kesinlikle aynı şey değildir.” diyerek hamilelik döneminde kendiliğinden artan kaygıya dikkat çekti: “Hamileliğin yarattığı birçok olumsuz psikolojik faktör vardır. Kadın çalışıyorsa işe gelip gitmek zorlaşmıştır. Doğumdan sonra işinde geri kalma riski vardır. Maddi sorunlar olabilir. Bebeğin ihtiyaçlarını yeteri kadar karşılayamayacağını düşünerek kaygılanır. Doğumdan sonra tekrar işe başlayacaksa bebeğini yalnız bırakacağı için daha hamileliğinde peşin peşin suçluluk hissetmeye başlar. Doğumunda hayati bir tehlike yaşama kaygısı doğum sağlıklı sonuçlanana kadar zaten hiç ortadan kalkmaz. Stres ve huzursuzluk arttıkça fiziksel sorunlar da artmaya başlar. Hamilelikteki stresin hamilelikte gözlemlenen birçok fiziksel sorunun nedeni olduğu bilinmektedir. Erken doğum, gebelik tansiyonu ve gebelik şekerinin ortaya çıkmasında stresin önemli bir katkısı vardır”

Kronik Stres bebekte gelişme geriliğine yol açıyor…

“Stres, bedende birikmiş ve değişik olaylar karşısında titreşen bir enerji hissinden başka bir şey değildir” diyen Dr. Bülent Uran “Sinir sistemindeki bu kayıtlı devreleri ortadan kaldırmadan stresten kurtulmanın mümkün olmadığını bilmemiz gerekiyor. Sürekli stres hali olarak ifade edilen kronik stres hem anne adayı hem de bebek için çok zararlı. Kronik stres halinde salgılanan adrenalin bebeğin kanlanması azaltır. Bu durumda bebekte gelişim geriliği başlar. Bağışıklık sisteminin zayıflaması anneyi hastalıklara açık hale getirir. Hamilelikte zaten bağışıklık sistemi, özellikle hamileliğin ilk aylarında zayıflamıştır. Bu zayıflığa kronik stresin yarattığı bağışıklık azalması da eklenince hem annenin hem de bebeğin sağlığı tehlike altında kalır. Yine hamileliğin ilerleyen aylarında ortaya çıkan gebelik yüksek tansiyonunda da, kronik stres etkilidir” şeklinde konuşarak anne adaylarına rahatlamayı tavsiye etti.
Hamilelikte Huzur
Hamilelikte Huzur


Stresten uzak dur! Peki ama nasıl?

Dr. Uran herkesin anne adayına, stresten uzak durmasını tembihlediğini ancak bunun çok da kolay olmadığını söyledi “Elbette anne adayı da rahatlamak istiyor, ama bunu başaramıyor. İşte bu noktada oto hipnoz ve EFT teknikleriyle harmanlanmış eğitimler devreye gidiyor. Örneğin 6-7 aylık hamile bir hastam vardı. Babası kalp krizi geçirerek aniden vefat etmişti. Hemen akabinde çok şiddetli erken doğum sancıları başladı. İlaçlar sancılarını çok fazla kesmemişti. Bir akşam acilen yanıma gelen bu hastama o anda hipnoz uyguladım. Gevşettim ve ağrılarının geçeceği telkinlerini verdim. Kendisine de basit bir oto hipnoz tekniği öğreterek bunu sık sık yapmasını önerdim. Daha hipnoz seansı sırasında kasılmaları ortadan kalkmıştı”.

Anne karnındaki bebek annenin duygularından etkilenir…

Dr. Bülent Uran, “Anne karnı bebek için sadece fiziksel tehlikeleri içermekle kalmaz. Aynı zamanda annedeki olumsuz duyguların bir enerji dalgası şeklinde bebeğe de akmasına neden olur. Birçok olumsuz ve iyileşmeyen hastalıkta anne karnında alınan olumsuz duyguların rol oynadığı bilinmektedir. Anne karnındayken biriken bu olumsuz duygular doğumdan sonra da beslenmeye devam ederse ilerleyen yıllarda yaşama olumsuz bakan bir şahsın ortaya çıkması kaçınılmazdır. Sadece olumsuz bakan değil kolay hasta olan bir yapıda ortaya çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

Düşünerek stresten kurtulamazsınız...

Bedende birikmiş duygular varken ve bunlar titreşirken sadece düşünerek ve stres yarattığı düşünülen olaylardan uzak durularak stresin bedendeki etkisi yok edilemez. Stresin bu etkisini yok etmek için sabırlı, ciddi ve ne yaptığını bilerek yapılan duygu bazlı çalışmalara gerek vardır diyen Dr. Bülent Uran uyguladıkları programın detaylarını şöyle açıklıyor: “8 bölümden oluşmuş bu programda 3. ayını doldurmuş hamilelerle çalışıyoruz. 4 ay süren çalışmalarla anne adaylarına hamilelik döneminde titreşen her türlü kaygıyla ve olumsuz duyguyla nasıl baş edeceğini anlatıyor, teknikler öğretiyoruz. Programın ağır topları EFT ve oto hipnoz. Hedefimiz sadece hamileliğin anne tarafını değil esas olarak bebek tarafını kapsamaktadır. Bu nedenle de annedeki olumsuz duyguları temizleyerek bebeğin geleceğini kurtarmak amacını taşımaktadır. Anne karnından olumsuz duyguları almamış bir bebeğin ondan sonraki yaşamı ne kadar zorluk dolu olursa olsun ben kolay kolay sırtının yere geleceğine inanmıyorum”

Olumsuz duyguları temizleyin, bebeğinizle aranızdaki bağ güçlensin.

Dr. Bülent Uran “Bilinçaltında birikmiş duygular sizin fiziksel bedeninizle ruhunuz arasına çekilmiş bir duvardır. Bu duvarı ortadan kaldırmadan ruhunuzun temsili olan sevgi enerjisini titreştirmeniz kolay değildir. İçinizde yeniden açığa çıkacak olan sevginin enerjisi bebeğin dokularının gelişmesini olumlu yönde etkileyecektir. Sizin ruhunuzdan bebeğin ruhuna akacak sevgi bebeğinizin bu dünyaya güven içinde doğmasına neden olacaktır. En son çalıştığım hamile bir bayan bu felsefeyi gerçekten çok iyi benimsemiş ve uygulamıştı. Bebeği doğduktan sonra o kadar sakin ve huzurluydu ki, görenler bebekte bir sorun var zannediyorlardı. Ama bebek huzurluydu ve annesinin sevgi enerjisini her an hissettiği için ayrıca ağlayarak bunu teyit etmek istemiyordu” diyerek aile içinde oluşturulacak huzurlu ortamın anne ve bebeği kronik stresten koruyacağına dikkat çekti.

9 Kasım 2014 Pazar

İkiz gebelik kaçıncı haftada belli olur?

Hamileliğin ilk haftasında yapılan ultrason muayenesinde ikiz gebelik olduğu saptanabilir ancak, daha doğru sonuç olarak 5.veya 6. yapılan ultrasonda ikiz gebelik olduğu kesinlik kazanır. Bazı hallerde ilk muayenelerde tek görünürken bir sonraki kontrolde iki kese görülebilir. Ayrıca ender olarak yaşansa da, ilk kontrollerde iki kese görülmesine rağmen, bir kaç hafta sonraki muayenede keselerden birisinin büyümeye devam etmediği yani gebeliğin tek olarak devam ettiği de görülebilir. Özetle, daha net olarak ikiz gebelik olduğunu söylemek için keselerin biraz daha belirgin olup, kalp atılımlarının oluşmasını beklemek gerekir. Buda 7. ve 8. haftaya denk gelir değişkendir.

İkiz Bebekler
İkiz Bebekler


Tek Yumurta veya Çift Yumurta İkizi Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Bebeklerin tek yada çift yumurta ikizi olduğu en doğru şekilde (en yakın sonuç) 9. ve 14. ultrasonda kontrolleri ile anlaşılır. Daha sonraki haftalarda fark etmek biraz daha zorlaşır. Bu haftalarda plasenta sayısına ve zarların şekline bakılır. Ultrasonda tek plasenta (bebeğin eşi) görünüyorsa tek yumurta ikizleridir. Plasenta çift görülmüş ise tek yada çift yumurta ikizi olabilmektedir.
Sizlere bu konuda hamileliğe işaret eden bariz bir takım belirtiler ile birlikte kesin cevapları alacağınız testlerden bahsedip hamilemiyim? sorusu konusunda bilgilenmenizi sağlamaya çalışacağız. Hamileliğe işaret eden en yakın belirtiler şöyle sıralanabilir:

Hamilelik
Hamilelik


 • Beklenen adetin başlamaması (Amenore)

• Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin farklı olması)

• Memelerde dolgunluk, hassasiyet, meme ucunda koyulaşma, meme başında karıncalanma hissi

• Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet

• Bulantı ve bazen kusma

• Yorgunluk, uykuya eğilim, baş dönmesi

• Sık idrara çıkma

• Vajina salgılarının artması

Yukarıda yer alan belirtiler hamile miyim? sorusunda gebeliğin ilk habercisi olarak görülür ancak tek başlarına kesin bir gebeliğin varlığını göstermezler. Hamile olup olmadığınızın kesin tanısı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.

Sosyal Paylaşım Sayfaları

sosyal sitesosyal sitesosyal site

Taze Yayınlar

Takipçilerim

Popüler Yazılarımız

Sayfa Görüntüleme Sayısı


Bumerang - Yazarkafe

Bumerang - Yazarkafe

Bloğumuza Birde Burdan Bakın ツ