BilgiBebek <!--Can't find substitution for tag [bilgibebek]-->

30 Kasım 2014 Pazar

Bebek gelişim süresi içinde mensup olduğu aile tarafından belli bir yaşa kadar bebek bakımına tabii tutulur zaman ilerledikçe ise ailenin çocuğu olmak sınıfına geçer. Bebek aşamasında hiçbir ihtiyacını söylemeyen bebeklerin ihtiyaç bildirmek için ellerinde bulunan tek iletişim yolu ağlamalardır. Anne ve babalar daha bebek sahibi olacaklarını öğrendikleri andan itibaren yaşamlarına yeni düzen gelmektedir. Örneklemek gerekirse bebeğin anne rahminde bile en az zarar görmesini önleyecek tedbirlerle başlayan bu süreç bebek dünyaya gelir gelmez de sona ermez. Örnek olarak annenin sütüne ve bebeğini doyurmak ve geliştirmek için emzirme süresince aldığı ilaçlara bile dikkat etmek zorundadır çünkü anne bebeğini emzirirken vücudundaki her türlü oluşumu bebeğe sütü kanalıyla geçtiğini bilmek zorundadır.

Bebeğin Gelişimi
Bebeğin Gelişimi


 Bebekler gelişirken 3 aylık, 6 aylık, ve 12 aylık periyotlarda çok sıkı kontrol edilmek zorundadır. Bebekler doğum kilolarından 5 ay sonra iki katına, 12 ayda 3 katına, 2 yaşında dört katına çıkar. Bebekler büyüme trendine bakarak boy atmaları şöyle gelişir; örneklersek doğduğunda 50cm olan bir bebek 4 aylıkken 60 cm, 7 aylıkken 65 cm, 12 aylıkken 70 cm, 24 aylıkken 80 cm olurlar bu bebeğin doğum esnasında yapılan boy ölçümü farlı olsa bile eğri olarak gerek kilo gerekse boy olarak bu eğri doğrultusunda gelişirler. Bebekler gelişimleri esnasında ekonomik durum elveriyorsa 30 gün arayla doktor kontrolüne götürülmek suretiyle gelişimleri incelenmelidir. Bebekler gelişim çağında gıda olarak anne sütü kullanırlar, ve bu hem doğallığı hemde bebeğin gelişim için zorunlu olan beslenme şeklidir.

 Bebek temizliği de hastalıkları açısından hem gelişimleri için hemde ileride problem yaşamalarını önleyici bir ve kesin dikkat gerektiren bir konudur. Ayrıca ailenin dikkat etmesi gerekli bir takım tıbbi önlemler mevcuttur.Örnek olarak aşılarının zamanında ve düzenli şekilde yapılması, ateşlerinin sürekli oşarak net şekilde ölçme ve buna benzer bir çok tedbir bebeklerin gelişim süreçlerinde ne kadar kaliteli gelişim süreci geçirirlerse o kadar sağlıklı çocukluk yada gençlik ve kısaca yaşam geçirmelerinin temel taşlarıdır. Bebeklerin ve çocukların ruh sağlığının sağlam temellere oturması çok önemlidir ve bunun için aile içindeki davranış şekilleri bebeklerin gelişiminde ayrıca çok önemlidir. Bebekler diş çıkartma ve tuvalet eğitimleri esnasında kolaylaştırıcı ve zevk alacakları şekilde eğitmek mümkündür.

27 Kasım 2014 Perşembe

Hamilelik ve bebek sahibi olmak, bir kadının hayatında yaşayabileceği en güzel ve en özel durumlardır. Doğan bebeğin güzelliği, anne-babasına verdiği o övünç ve gurur hiçbir şeyle kıyaslanamayacak güzeldir. Bu nedenledir ki birçok kadın, bu özel dönemde vücudunda yaşadığı sıkıntı ve sorunları çok da kafasına takmamaya çalışır. Ama yine de bu dönemde ve de tabii ki sonrasında alınacak birkaç önlem sevincin de gölgelenmemesine yardımcı olur. Bu önlemlerden biri anne için büyük önem taşıyan Kegel egzersizleridir. Kegel egzersizleri (pelvik taban egzersizleri) rahim, vajina, idrar torbası ve rektumu sararak alttan destek yapan kas grubunun kuvvetlendirilmesini sağlayan egzersizlerdir. Kegel egzersizlerini yaparak bu kasları yumuşatmak ve kuvvetlendirmek, gebeliğinizin son aylarında hissedeceğiniz rahatsızlıkları azaltacağı gibi idrar kaçırma ve hemoroit gibi gebelik sırasında başlayıp sonra da devam eden iki sık görülen sorunu da en aza indirgemeye yardımcı olur.

Kegel Egzersizi
Kegel Egzersizi


Leğen kemiği tabanı kaslarını güçlendirmek hem gebelik sırasında hem de sonrasında idrarını tutamama sorunun ortaya çıkma riskini azaltabilir. Ayrıca bu egzersizler sayesinde anne, doğum sırasında daha iyi ıkınabilir ve bu da doğumu kolaylaştırır. Bir diğer yararı da doğum sırasında oluşabilecek yırtıkları en aza indirmesidir. Aynı zamanda doğum öncesi ve sonrasında cinsel ilişkiden alınacak zevki de artırır.

Kegel egzersizleri nasıl yapılır? 

Kegel egzersizlerini doğu yaptığınızdan emin olabilmek için öncellikle vajinanın ve makatın etrafında bulunan leğen kemiği tabanı kaslarınızı tespit etmeniz gerekir. Doğru kasları bulduğunuzdan emin olmak için tuvalete giderken idrar akışını durdurmaya çalışabilirsiniz. Eğer durdurabiliyorsanız, doğru kasları bulmuşsunuz demektir ama bunu alışkanlık haline getirmemeniz gerekir çünkü idrar yaparken ya da idrar torbanız doluyken Kegel egzersizleri yapmak kasları zayıflatabilir de.

Ayrıca idrar torbasının tam olarak boşaltılmamasına yol açar ki bu da idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır. Doğru kasları bulmakta zorlanıyorsanız, farklı bir teknik deneyebilirsiniz. Parmağınızı vajinanızın içine sokun ve sıkıştırdığınızda vajinanızın kasıldığını hissedin. Sıkıştırdığınız kaslar sizin leğen kemiği tabanı kaslarınızdır. Leğen kemiği tabanı kaslarınızı tespit ettikten sonra idrar torbanızı boşaltın. Kegel egzersizlerini oturarak, ayakta durarak, yatarak istediğiniz pozisyonda yapabilirsiniz. Sizin için uygun pozisyonu alın ve leğen kemiği tabanı kaslarınızı iyice gerin. Her seferinde beş saniye olmak üzere bunu sık aralıklarla ve art arda dört beş kez yapın. Kaslarınızı her seferinde 10 saniye kasılı vaziyette tutabilecek hale gelene kadar çalışın ve kasılmalar arasında 10 saniye gevşeyin. Gün boyunca 3 dizi 10 Kegel egzersiz, 3 dizi de mini Kegel egzersizi yapın. 10’a ya da 20’ye kadar çabucak sayın ve her sayı söyleyişinizde leğen kemiği tabanı kaslarınızı kasıp bırakın.

Kegel egzersizlerini yaparken karnınızdaki, uyluklarınızdaki ve kalçanızdaki kasları kasmayın. Bu, leğen kemiği tabanı kaslarınızın elastikiyetini daha da bozabilir. Ve nefesinizi tutmayın. Gevşeyin ve vajinanız ve makatınız etrafındaki kasları kasmaya odaklanın. Kegel egzersizlerinden hemen fayda beklemeniz yanlış olur. Bu egzersizlerin yararını görmeniz 4-6 haftayı bulabilir. Egzersizler işe yaramıyorsa ise bir doktora görünmekte fayda vardır.
Doğum sonrası fazla kilolar birçok annenin en büyük derdi haline gelebilir. Doğumdan önce alınan kiloların verilmesi tahmin edildiği kadar kolay olmayabilir. Doğum sonrası vücuttan atılan sıvılar, bebeğin ağırlığı sayesinde vücut yaklaşık 5 kilodan kurtulmuş olur. Oysaki bir çok anne, doğumdan sonra fazla kiloların çabucak verileceğini zanneder. Ama bu kiloları atmak zordur ve bir süre için de bu kilolardan kurtulmak tavsiye edilmez. Çünkü doğumdan sonra annelerin umduklarından daha fazla işleri olabilir. Bu dönemde daha yorgun hissedilebilir ama sağlıklı öğünler ve atıştırmalıklar yemeye dikkat etmek gerekir. Neyin ne kadar yeneceği konusunda bilinçli tercihler yapmak da önemlidir. Anneler, çocuksuz kadınlara nazaran daha fazla tatlandırılmış içecek, kalori ve doymuş yağ tüketirler. İyi beslenme sadece anne sağlığı açısından değil, (eğer emziriyorsanız) bebeğin sağlığı için de önemlidir.

Doğum Sonrası
Doğum Sonrası


Yediklerin önemli ölçüde azaltılması, öğün atlamak ve moda diyetlerden birini yapmak yerine, sağlıklı besinler tüketilmelidir. Akıllı tercihler yapmak, kilo vermeyi kolaylaştırdığı gibi annenin ve bebeğinizin sağlıklı olmasını da sağlar. Bu dönemde dikkat edilebilecek birkaç beslenme ve kilo verme önerisi şöyle; Sebze, meyve ve tam tahıllı besinlere odaklanın. Taze meyve ve sebze ve tam tahıllı ürünler gibi lif bakımından zengin besinler hem anneleri uzun süre tok tutar, hem de besin değerleri yüksektir. Diğer besin değeri yüksek yiyecekler arasında az yağlı süt, peynir ve yoğurt gibi az yağlı süt ürünleri de sayılabilir. Derisi alınmış kümes hayvanları, balıkların çoğu, fasulye, yağsız biftek ve domuz eti, önemli protein kaynaklarıdır. Aklınız çelinmesin. Elinizin altında sağlıklı yiyecekler bulunsun. Abur cubura meraklıysanız, o tür yiyecekleri evinize sokmayın. Bu yiyeceklerde bulunan doymamış yağlar, tatlandırıcılar doğumdan yeni kalkmış annelerin vücutları için diğer kadınlardan daha fazla tehlike arz etmektedir.

Küçük porsiyonlar tüketin. Günde 3 büyük öğün yemek yerine, az az ve sık sık yemek daha doğrudur. Öğünlerin atlanmamasına önem verilmelidir. Sebze ve meyve miktarına sınır koyulmamalıdır ki böylece yaşamsal önemi olan besinlerden yoksun kalmak engellenebilir. Sadece aç olduğunuz zaman yiyin. Sinirli ve kaygılı durumlarda veya sadece yemek vakti geldi diye yemek yemek yanlıştır. Annelerin kendilerini oyalayacak başka şeyler bulması gerekebilir. Bebekle yürüyüşe çıkmak, bir arkadaşı çağırmak ya da sevilen bir dergi ya da kitabı okumak işe yarayabilir. Yorgunluğun açlık kisvesine bürünebileceği unutulmamalıdır.

Yürüyüşe çıkın. Yürüyüş, forma girmenin en iyi yollarından biridir. İstenilen zamanda istenilen yerde yürümek mümkündür. İhtiyaç duyulan tek alet, bir çift rahat ayakkabıdır. Annenin kendi başına, bebeğiyle, eşiyle veya bir arkadaşıyla yürüyüşe çıkması faydalıdır. İşin içine bebeği de katın. Eğer egzersiz yapmak için vakit bulmada zorlanılıyorsa, işin içine bebeği katmak bu sorunu çözebilir. Bebeği pusete veya portbebeye koyup günlük yürüyüşe çıkılabilir. Koşmak tercih ediliyorsa, bebekler için tasarlanan koşucu pusetlerinden alınabilir. Yerde esneme hareketleri yaparken bebek de annenin yanında yer alabilir.
Hamilelik, kadınların hayatında büyük önem taşıyan bir dönemdir ve kadınların bu önemli dönemde doğru seçimler yapması çok önemlidir. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri beslenmedir. Hamileliliğin dönemine, durumuna göre düzenli ve sağlıklı beslenmek, hamilelik döneminde sağlıklı bir sonuç almakta önemli etkenlerden biridir. Gebelik sırasında anneler, hem kendileri hem de bebekleri için yemek yiyor olurlar ama bu durum iki misli yemek yiyeceklerini değil, yediklerine iki misli dikkat edeceklerini göstermektedir.

Gebelikte Beslenme
Gebelikte Beslenme
Hamilelik öncesinden gelen, abur cubur düşkünlüğü, öğünlerde düzensizlik ya da iştah kapalılığı gibi sorunlar varsa, bu sorunların giderilmesi için derhal bir doktora başvurulmalıdır. Sağlıklı beslenme, hamileliliğin ileriki dönemlerinde değil, en başından itibaren dikkat edilmesi gereken bir konudur. Zira bebeğin yaşamsal organlarının çoğu, hamileliğin ilk haftalarında oluşmaya başlar. Bu sebeple kalsiyum, demir, folik asit gibi vitamin ve besinlere ihtiyaç duyulur. Hamilelikte dikkat edilecek birkaç basit beslenme kuralı mevcuttur;

• Çok miktarda meyve, sebze ve tam tahıllı yiyecek tüketmek. 
• Yağsız protein ve düşük yağlı süt ürünleri tüketmek. 
• Yiyecekleri çeşitlendirmek. 
• Günde en az 3 öğün yemek.

 Bu basit kurallara uyarak hem bebeğin hem de annenin sağlıklı beslenmesi sağlanabilir. Gebelik sırasında birçok gıdanın tüketilmesi uygun olsa da, bazılarının yan etkileri sebebiyle sınırlanmasında ya da tüketilmemesinde yarar vardır. Bunlar arasında cıva oranı yüksek deniz ürünleri vardır. Deniz ürünlerinin birçoğu protein ve demir kaynağı olmasına rağmen, bazıları bebeğin gelişen sinir sistemine zarar verecek oranda cıva bulundurur. Bu yiyecekler kılıç balığı, uskumru, kiremit balığı gibi ürünlerdir. Ayrıca karides, somon balığı, mezgit gibi balıkları da çiğ ya da çok az pişmiş olarak tüketmek anne ve bebek için zararlı olacaktır. Sıklıkla meydana gelen gıda zehirlenmeleri de gebelerin dikkat etmeleri gereken bir husustur. Genelde et, tavuk ve yumurta ürünlerinin az veya yanlış pişirilmesi sonucu gelişen gıda zehirlenmeleri, gebelerin daha ağır etkilenebileceği ve hatta bebeği bile zehirleyebileceği için yüksek önem arz etmektedir. Fazla işlem görmüş et ürünleri de hamilelikte komplikasyonlara sebep olabilir.

Bu ürünler genelde sucuk, sosis ve salam gibi ürünlerdir. Bu ürünler, soğuk ortamlarda gelişen listeriyoz adı verilen ciddi bir hastalığa davetiye çıkarabilir. Ayrıca işlem gören bir çok gıda ürünü, hamilelikte fazla şişliğe sebep olacak sodyum da içerir. Bunlara ek olarak pastörize edilmemiş yiyecekler, yeterli derecede yıkanmamış ürünler hamilelerin dikkat etmesi gereken durumlardır. Hamile kadınların tahıllı yiyeceklerden alacakları folik asit, yapraklı yeşil sebzeler, kuru fasulye ve nohut gibi gıdalardan alacakları folat asit, süt ürünlerinden, kahvaltılık tahıllardan ve meyve sularından alacakları kalsiyum, balık ve yumurta gibi gıdalardan alacakları protein ve demir oldukça önemlidir. Gebelik sırasında doğal gıdalar oldukça önemlidir ama bunlara ek olarak takviye ilaçlar almak da sağlıklı bir gebelik için gereklidir. Özellikle kalsiyum, protein, demir içeren gıdaları tüketemeyen anne adayları, bu vitamin ve mineralleri takviye ilaçlar yardımıyla almalıdırlar.

25 Kasım 2014 Salı

Özgün Dil Bozukluğu; işitme kaybı, zeka geriliği, nörolojik, motor ya da sosyal gelişim geriliği gibi belirgin herhangi bir problemin olmadığı bir tür dil bozukluğudur. Bu çocuklarda ilk olarak otizm, zeka geriliği, işitme kaybı gibi problemlerden şüphelenilmektedir. Ancak, Özgün Dil Bozukluğu olan çocuklarda herhangi bir gelişimsel soruna rastlanmamaktadır. Bu bozukluğun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik geçiş gösterdiği düşünülmektedir. Araştırmacılar, bu bozukluğa sahip olan çocukların %50-70’inde aile üyelerinden en az birinde benzer konuşma problemlerinin görüldüğünü ortaya koymuştur.

Özgün dil bozukluğu olan çocuklar, konuşulan dili anlama ve üretmede yaşıtlarından geridirler. Konuşma seslerini üretmede, kendilerini sözel olarak ifade etmede ve başkalarının konuşmalarını anlamada problemleri vardır. Cümle içindeki sözcükleri anlama ve kullanmada güçlük yaşarlar. Bu çocuklar, ne söylendiğini anlıyor gibi gözükürler ancak çoğu zaman konunun ana temasını anlayamaz ya da sorulan soruya uygun olmayan cevaplar verirler. Tek tek kelimelerde konuşmaları anlaşılır olsa dahi kelimeleri bir araya getirerek cümle kurmakta başarısız olurlar. Bazı çocuklarda yalnızca alıcı ya da ifade edici dil becerilerinde problem görülürken, bazı çocuklarda her iki alanda da problem görülebilir.

Çocuklarda Dil Gelişimi
Çocuklarda Dil Gelişimi


Konuşmalarının en tipik özelliği yapım ve çekim eklerinin kullanılmayışıdır. Örneğin, çocuğa, resimdeki tavşanın kulağını gösterip “Bu tavşanın neresi?” diye sorulduğunda, “Tavşanın kulağı” ya da “kulağı” demek yerine sadece “kulak” ya da “tavşan” diyebilir. Zaman kavramını anlamakta ve zaman bildiren kelimeleri kullanmakta zorlanabilirler. Örneğin “Ali’nin ablası gelmiş” cümlesinin yerine “Ali abla geldi”; “Dün Ayşelere gittik” cümlesinin yerine “Bugün Ayşe gitti” diyebilirler. Yer-yön bildiren ekleri kullanmazlar. Örneğin “Kaşıklar çekmecenin içinde” cümlesini “Kaşık çekmece” şeklinde ifade edebilirler. “Benim, senin onların gibi aitlik bildiren kelimelerde karışıklık yaşayabilirler. Babasının saatini göstererek “Bu kimin saati?” diye sorulduğunda “Babamın” demek yerine “Baba” ya da “Baba saat” diyebilirler. Konuşmalarında en sık gözlenen bir diğer problem de kelime bulma güçlükleridir. Bazı çocuklar günlük hayatta sık karşılaştıkları bazı objelerin isimlerini dahi hatırlamayabilirler. Daha önceden üzerinde konuşulmuş olan bir objeyi yeniden gösterdiğinizde “unuttum ya da bilmiyorum” diyebilirler. Kurdukları cümlelerin uzunlukları 3-4 kelimeyi geçmeyebilir. Cümle dizilişi hatalı ya da eksik olabilir. Örneğin; “Dayı geldi ev” gibi. Gramatik yapıdaki yetersizlikler çocukların konuşmalarının daha “bebeksi” ya da “yaşından” geri algılanmasına neden olur. Bazı çocuklarda eşlik eden se


sletim hataları da olabilir. Bazı sesleri üretemeyebilir ya da kelime içinde farklı pozisyonlarda hedef sesin yerine başka bir ses kullanabilirler. Örneğin “balon” kelimesinde /b/ sesini doğru üretebilir ancak, “ayakkabı” yerine “ayakapı” diyebilirler. İşitsel algılama problemleri vardır. Bazı sesleri birbirinden ayırt edemeyebilirler.

Geç konuşma, bu bozukluğun habercisi olabilir!

İki yaşından itibaren çocuklar pek çok farklı biçimlerde ihtiyaçlarını ifade edebilirler. Normal gelişen çocuklar, tüm sesleri doğru olarak çıkartamasalar da kendilerini tam olarak ifade edebilmek ve iletişim kurabilmek için bir çok girişimde bulunurlar. Kimi zaman ebeveynlerini bıktıracak kadar çok soru sorarlar. Soru sormayan ya da isteklerini sözel olarak ifade etmeyen çocuklar, herhangi bir iletişim bozukluğuna sahip olabilirler. Özgün dil bozukluğu olan çocuklar, yaklaşık iki yaşına gelinceye kadar hiçbir kelime söylememiş olabilirler. Üç yaşlarında konuşabilirler ancak, konuşmaları anlaşılır değildir. Ses uyumuna ilişkin kuralları, yeni kelimeleri öğrenmekte ve iletişim kurmakta güçlük çekerler.

Özgün dil bozukluğu ileride çocuğun okul başarısını etkiler mi?

4-5 yaşlarında teşhis edilemeyen özgün dil bozukluğu olan çocuklar, genellikle anaokuluna ya da ilk okul birinci sınıfa başladıklarında problemleri daha belirgin hale gelmektedir. Bu çocukların öğrenme ve okuma-yazma güçlükleri olur. Özellikle erken dönemde tedavi edilmeyen çocukların okul başarısının düşük olduğu belirtilmektedir. Bu çocukların %40-70’i okumayı öğrenmede sorun yaşamaktadır ve birçoğu özel eğitim desteğine ihtiyaç duymaktadır.

Akademik başarının yanı sıra çocuğun sosyal becerileri de olumsuz yönde etkilenmektedir. Özgün dil bozukluğu olan çocuklar konuşmak ve dinlemek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Dilin gramatik yapısını kazanamadıkları için kurdukları cümleler kimi zaman yanlış anlaşılabilir. Bu durum yaşıtlarıyla iletişimlerini güçleştirmektedir. Çünkü çocuklar yetişinler kadar sabırlı ve anlayışlı değildirler. Kendilerini ifade edemedikleri için zaman zaman arkadaşlarına karşı hırçın tavırlar sergileyebilir ya da onlarla oynamaktan kaçınabilirler. Genellikle kendilerini dinleyen yetişkin ya da daha büyük yaştaki çocuklarla oynamayı tercih edebilirler.

Özgün dil bozukluğu olan çocukların teşhis ve terapisi ne zaman ve kim tarafından yapılmalıdır?

Dil ve konuşması yaşıtlarından geri olan tüm çocuklar mümkün olan en kısa sürede bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilerek terapiye alınmalıdırlar. Bazı ebeveynler “Babası da geç konuşmuş” ya da “Ağabeyi de geç konuşmuştu”, “Okula gidince düzelir” gibi düşüncelerle çocuğu kendi haline bırakmaktadırlar. Ancak bu çocuklar, okulöncesi dönemde bir uzman tarafından terapiye alınmadıkları taktirde konuşma sorunlarının düzelmesi çok daha uzun bir zaman almaktadır. Bir çok çocuk kendini ifade etme becerilerinde gelişme gösterse dahi bazı sesletim problemleri düzelmemektedir. En ciddi problemler ise ilkokula başladığı zaman ortaya çıkmaktadır. Çünkü konuşmadaki problemleri yazıya da yansımaktadır. Okumayı yaşıtlarından daha geç sökmektedirler. Bu nedenle ebeveynlerin okula başlamadan evvel bu sorunun giderilmesine yönelik bir uzman yardımına başvurmaları gerekmektedir.

24 Kasım 2014 Pazartesi


bebeklerde uyku
Bebeklerde Uyku Pozisyonu

• Bebeklerin uyku pozisyonu sırtüstü şekilde olmalıdır.

• Bebek yatağındaki şiltenin sert olmasına özen gösterilmelidir.

• Bebeğin yatağında kullanılan çarşaf lastikli olmalıdır. Yastık, koruyucu tarzı eşyalardan uzak durulmalıdır.

• Battaniye bebeğin göğsüne kadar örtülmelidir.

• İlk zamanlarda, bebek anne ve babanın odasında, kendi beşiğinde uyumalı, anne baba yatağında uyumamalıdır.

• Oda sıcaklığı normal olmalıdır. Erişkinlerin normal sıcaklığı bebekler için de uygundur.

• Bebekli evlerde sigara içilmemeli, sigara içilmesine izin verilmemelidir.
Suda doğum yapar mısınız? Suda doğum yapmak son zamanlarda iyice kullanışlı oldu ve artık daha fazla hastanede suda doğum yapılabiliyor. Bununla beraber, suda doğum hala doğumun diğer bir yolu olarak görüldüğünden, güvenli olup olmadığı doktorlar tarafından kesinleşmedi. Yani, suda doğum yapma kararını vermeden önce riskleri ve faydalarını yeterince öğrenmelisiniz.

suda dogum
Suda Doğum


Suda Doğum Nedir?

İsminden de belirtildiği gibi doğumun su içinde yapılmasıdır. Küvette, jakuzide (sıcaklığı azaltılmış şekilde), ya da sıradan bir su havuzunda doğum yapabilirsiniz. Evde, doğum kliniğinde, ya da hastanede doğumu gerçekleştirebilirsiniz.

Sancı ve doğum zamanının her ikisini de suda gerçekleştirebilirsiniz ayrıca doğumu suyun dışında yapabilme imkanınız da vardır.
Bebeğinizin cildi sıcak havadan olumsuz etkilenebilir. İsilik, derideki küçük ter bezi kanalları olan deliklerin tıkanması sonucu meydana gelen deri döküntüleridir.
Bu döküntüler bebeğin aşırı sıcak ortamda bulunması halinde ileri seviyede artabilir.
isilik bebek
Bebek isiliği

İsiliğin dereceleri var!

İsilik çeşitleri vardır. Hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar çıkaran su kabarcıkları şeklinde görülür. Daha ağır durumlarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler meydana gelir.
Bu döküntüler sıcak ortamda karıncalanma veya kaşınma oluşturur.
İsilik döküntüsü birkaç gün sonra kaybolur, fakat tekrarlanabilir. İsilik çoğunlukla yaz mevsiminde yada çok sıcak ortamlarda belirir. Aşırı terlemeye neden olan kalın giydirilme de bu soruna neden olabilir.

23 Kasım 2014 Pazar

Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde çöp konteynerinde yeni doğan bebek cesedi bulundu. Edinilen bilgiye göre, ilçedeki İsmet Paşa Mahallesi'nde bir esnaf , çöp konteynerinde halıya sarılmış halde bebek cesedinin olduğunu fark etti.

haber


 İhbar üzerine olay yerine gelen polis ve 112 Acil Servis ekipleri, yaptıkları incelemede cesedin yeni doğan bir erkek bebeğe ait olduğunu belirledi. Bebek cesedi, Çerkezköy Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polisin, olayla ilgili başlattığı soruşturma kapsamında mahalle sakinlerinin ifadelerine başvurduğu öğrenildi.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Gebelik sırasında, ne koşulda olursa olsun kanama olması anormal bir durumdur. her trimester (3 aylık periyodlar) için düşük nedenleri değişebilmektedir. ancak gebelik esnasında 20. haftadan önce herhangi bir zamanda kanama olması düşük tehlikesini (abortus imminens) gösterir. zira 20 haftadan( fetüs ağırlığı 500 gr ve altı) daha küçük gebelik kayıpları “düşük”(abortus); daha büyük gebelik kayıpları “erken doğum”( preterm eylem) olarak nitelendirilir. ilk 3 ayda kendiliğinden düşük (spontan abortus) oranı % 15 ‘dir. ve ilk 3 aydaki gebelik kayıplarının en sık nedeni (%60) genetik nedenlerdir ve genelde hayatla bağdaşmayan bir sorun mevcuttur fetüste… bu yüzden aile çok üzülmemelidir. doğa kendine yakışmayanı doğal seleksiyon dediğimiz yöntemle ekarte etmektedir.

hamilelikte düşük
Hamilelikte Düşük
Ancak 3 aydan daha büyük düşüklerde durum farklıdır. genellikle fetüste bir problem yoktur,bebek tam olarak ve canlı olarak atılır, burada problem ise rahim ağzı yetersizlikleridir(servikal yetmezlik). Düşük (abortus) ayrı. düşük tehlikesi(abortus imminens) ayrı bir konudur. düşük tehlikesi gebelikte kanamanın (miktarına bağlı olmaksızın) olması durumudur. bu hastaların % 50 si bebeklerini kaybederler. yani düşük yaparlar. bunda kanama ile birlikte parçalar da gelir.eğer fetüs tüm komponentleri ile rahimden atılmışsa “tam düşük”(komplet abortus) , içerde parçalar kalmışsa “yarım düşük”(inkomplet abortus) adı verilir. kesin tanı usg ile konulur.

Yarım düşükde, kanamanın artması durumunda rahim boşluğu kürtaj yoluyla temizlenmelidir. istemli düşük yaptırmak amacıyla kullanılan bazı ilaçlar, bu nedenle tavsiye edilmemekte ve çoğunlukla “inkomplet abortus”a yol açtıklarından hem zaten kürtaj gerekmekte hem de kan kaybı ve komplikasyonlar daha fazla olmaktadır. bu amaçla, gebelik sonlandırılması (yasal tahliye) sadece kadın doğum uzmanının denetimi ve bilgisi dahilinde olmalıdır. Gebede mevcut bir kanama durumunda ilk olarak, 12 haftadan küçük gebeliklerde transvajinal usg ile; 12 haftadan büyük gebeliklerde ise transabdominal usg ile fetüsün sağlık durumu (kesenin çapı, düzeni,fetüsün kalb atımının varlığı, retrokoryonik alanda kanamanın varlığı) belirlenmeli aynı zamanda düşük önleyici tedavi başlanmalı ve önerilerde bulunulmalıdır. Bu amaçla rutinde, doğal progesteron içeren preparatlar(progestan tb) ile gebelik, hormon açısından desteklenebilir.

Bu tedavinin amacı, gebeliğin 14. haftasına dek hormon desteğini sağlayan, yumurtanın atıldığı “korpus luteum gravidarum” kistinin yetersizliğini (luteal yetmezlik) kompanse etmek ve eksiği karşılamaktır. 14. haftadan sonra -devam eden gebeliğin- hormon desteği görevini plasenta(bebeğin eşi..) devralmaktadır. Progesteron tedavisinin yanı sıra sık usg takibi, hastanın mutlak yatak istirahati, bol sıvı alımı ve cinsel ilişkiden sakınmak hekimlerin yaptığı, ancak etkileri ve yararları bilimsel olarak henüz netlik kazanmamış önerilerdir. servikal yetersizlik vakalarında ise 3. aydan önce rahim ağzına kese ağzı süturu atılmalıdır(cervical cerclage) sözkonusu önerilere uymak, uymamaktan her zaman daha faydalıdır.

21 Kasım 2014 Cuma

  • Bebek bakımında en fazla sabır ve özveri tuvalet eğitiminde gereklidir. 18 ile 30 ay arasında çoğu bebek tuvalet eğitimini almaya hazır hale geliyor. Genelde bebekler 2 yaş sonunda dışkılarını, 3 yaş sonunda da çişlerini tutmayı öğreniyorlar.
bebeklerde tuvalet eğitimi
Bebeklerde Tuvalet Eğitimi


Bebeklerde Tuvalet Eğitimi Makalesini Okumak İçin Tıklayınız...
Malzemeler

  • 1 adet tavuk budu

  • Nane

  • Soğan

  • Sarımsak

  • Karabiber

  • Pul biber

  • Limon

  • Tuz
bebek çorbası


Hazırlanışı: 

Tavuk budunu su ilave ederek, tencereye koyun.
İçerisine soğanı parçalayarak, sarımsağı ise tüm olarak ekleyin.
Tavuk piştikten sonra etlerini ufalayıp bir kaseye alın.
İçerisine nane , limon ve baharatları ilave edin.
Tavuk suyu hem besleyici hemde soğuk algınlığında oluşan halsizliği önleyici özelliği vardır.
Tavuk suyu çorbasını bebeğinizin rahatsızlığını anladığınız anda yedirirseniz etkisini hızlı bir şekilde gösterecektir.

Not: Bu çorbayı grip ve soğuk algınlığı için büyük küçük herkes tüketebilir.

20 Kasım 2014 Perşembe

bebeklerde boy uzaması
Bebeklerde Boy Uzaması
Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Tutar, ailelerin sağlıklı beslenme konusunda çok daha bilinçli hareket etmeye çalışsalar da kimi zaman istenmeyen hatalar yapabildiklerine dikkat çekiyor, boy uzatan besinleri sıralıyor.

Süt

Süt ve grubu olarak genel bir isim adında toplansa da, sütün diğer süt ürünlerinden – çocuğunuzun boyunun uzamasında – ayrı bir önemi var. Gün boyunca 2 su bardağı süt içilmesi boy uzamasını desteklemesinin yanı sıra çocuğunuzun kemik yapısının da güçlenmesini sağlar. Sütün boy uzamasını daha fazla desteklemesi için gece yatmadan içilmesi gerekmektedir. Çünkü bu saatte içilen süt büyüme hormonunun salgılanmasını sağlayacaktır.

Süt ürünleri


İçerisinde kalsiyum bulunan bu grupta yoğurt, ayran ve peynir yer alır. Özellikle yoğurt, çocuğunuz sebze yemeği tüketirken tabağında mutlaka bulunmalıdır. Peynir tüketmeyen çocuklarda peynir tüketimini sağlamak için peynirli börek veya poğaça hazırlayabilirsiniz.


Brokoli

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve vücudun korunmasında başrol oynayan brokoli, çocuğunuzun boyunun uzamasını sağlayan önemli bir sebzedir. Çocuklar tarafından çok sevilmese de belirli sıklıklarla tüketilmesi önerilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sevilmeyen besinlerin belirli bir düzenle yenmesinin zaman içerisinde alışkanlığı yol açtığını göstermektedir.


Kuru meyveler

Kuru meyveler iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu sebeple boy uzamasını sağlar. Ara öğün olarak veya süt ile birlikte tatlı ihtiyacını gidermek için çocuğa yedirilebilir. Kuru meyvelerin tüketim miktarı önemlidir. Çünkü fazla tüketilirse, kilo sorununa neden olabilirler. Gün içerisinde 4-5 kuru kayısı, 2 kuru incir, 1 avuç siyah kuru üzüm seçeneklerinden birinin tercih edilmesi yeterli olacaktır.

Susam

En yüksek kalsiyum içeren besin olması nedeni ile çocukların beslenmesinde önemli olan susam, yağ içeriğinin yüksek olmasından dolayı tehlike arz etmektedir. Çocuklara bazı günler ekmek yerine simit verilebilir.

Soya fasulyesi


Soya fasulyesi kalsiyum içeriği zengin olan besinlerdendir. Genellikle ülkemizde salata olarak yenir. Çocukların boyunun uzamasına katkısı olacak bu besinin ihmal edilmemesi gereklidir.
bebek beslenmesi
Bebeklerde Tuz Yasağı
Ebeveynlerin yaptıkları en önemli hatalardan biri, hiç kuşkusuz çocuklarına tuzlu besinler yedirmek oluyor. Maalesef Türkiye’de çocukların çoğunun, tavsiye edilen günlük miktarın 2 katı kadar tuz tükettiği yapılan araştırmalarla ortaya konmuş. Tuz insan vücudunda sıvı elektrolit dengesi ile sinir iletiminin sağlanmasında ve kasların çalışmasında önemli fonksiyon üstlenen bir mineral. Özellikle iyotlu tuz çocukların zihinsel ve beyin gelişiminin yanı sıra fiziksel büyüme ve gelişiminde oldukça önemli olan trioit hormonun yapımı için gerekiyor. Dolayısıyla yetişkinler gibi çocukların da tuz almaları gerekiyor, ancak sadece minimum miktarda!Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, aksi halde bu kez tablonun tam tersine döndüğüne ve tuzun fayda sağlamak yerine çocukların sağlığını ciddi boyutlarda tehdit ettiğine dikkat çekerek, “Fazla tuz kullanımı böbrek yükünü arttırıyor ve yüksek tansiyona yol açıyor. Bunun sonucunda çocukların kalp damar ile böbrek hastalıklarıyla daha erken yaşta tanışmalarına neden oluyor. Hatta bu sorunlar çocukluk çağında bile gelişebiliyor” diyor.

1 yaşına kadar tuz yasak!

Yapılan araştırmalara göre; ülkemizde ebeveynlerin yüzde 60’ı çocuklarına 1 yaşından önce, yetişkinler için yapılan tuzlu ve salçalı yemeklerden tattırmak gibi son derece hatalı bir davranış içine giriyor.“1 yaşını doldurana kadar bebeğin tuza ihtiyacı yok ve sağlığı için de kesinlikle verilmemesi gerekiyor. Çünkü bu dönem aşırı sodyum, yani tuz tüketimine bağlı ileri yaşlarda gelişebilecek tansiyon hastalığı yönünden belirleyici bir dönem oluyor. Bunun nedeni ise 1 yaşın altındaki çocukların böbrek fonksiyonları tam gelişmediğinden yüksek tuz ve elektrolit yükünü yeterince dengeleyememesi. Bunun sonucunda da böbreğe aşırı yük biniyor. ” diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben 6 aya kadar anne sütündeki, daha sonra da katı gıdalardaki besinlerin içindeki tuz miktarının bebek için yeterli olduğunu belirtiyor.

Yüksek tansiyonla daha erken yaşta tanışıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen bir çalışmada; doğumdan itibaren 15 yaşına kadar kan basınçları izlenen çocukların,ilk 1 yaşta beslenmelerinde fazla miktarda tuz bulunanların, düşüktuz alanlara göre kan basınçları daha yüksek bulunmuş. Bunun sonucunda da çocuk yetişkin dönemine geldiğinde daha erken yaşta, hatta çocukluk çağında bile yüksek tansiyon hastası olabiliyor. Aşırı tuz tüketimi sonucu gelişen yüksek tansiyon çocukların erişkin yaşlarda kalp krizi ve felç geçirme riskini tetiklemekle kalmayıp, mide kanseri ve kemik erimesine (osteoporoz), neden oluyor, hatta astım belirtilerini de şiddetlendiriyor.

İştahsızsa, çözümü yemeklere tuz eklemekte aramayın

Çocuk yemek yemekte sorun yaşıyorsa ve bu sorunu tuz ekleyerek çözeceğinizi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Dr. Demet Matben, bebeklerin henüz tuz tadını bilmediği için tuzsuz tadı olduğu gibi kabul ettiklerinibelirterek, “Ayrıca damak tadı ilk 2 yılda geliştiği için siz bebeğinize yemeği tuzlu sunarsanız, ileriki yaşlarda tuzu fazla kullanacaktır.” uyarısında bulunuyor. Dikkat! Şekerli besinlerin içinde bile tuz var! Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, tuz tüketimiyle ilgili karşılaşılan en önemli sorunun, tuzun çocukların en sevdiği gıdalarda bulunması olduğunu belirtiyor. 

Örneğin hazır hamburger çocuğun günlük ihtiyacının 2 katından fazla tuz almasına neden oluyor. Aynı zamanda ekmek, pizza, sosis, hazır çorba, cipsler ve çerezler de fazla tuz içeriyor. Hatta kahvaltı gevrekleri, bisküvi, puding ile sıcak çikolata gibi şekerli gıdalar da yüksek miktarda tuz barındırıyor. Bunların yanı sıra Türk aile damak tadı tuza oldukça yatkın olduğu için aile sofrasında pişen yemeklerin tuz içeriği de yüksek ve çocuğun ihtiyacının üzerinde oluyor.
bebek gelişimi
Bebek Gelişimi
Bebeğinizin gelişim süresinde kendi ailesi tarafından belli bir yaşa kadar bebek bakımı yapılır ve zaman ilerledikçe ise o ailenin çocuğu olma grubuna geçer. Bebek aşamasında hiçbir ihtiyacını söylemeyen bebeklerin ihtiyaç bildirmek için sadece kullanabildiği tek iletişim yolu ağlamalardır.

Anne ve babalar daha bebek sahibi olacaklarını öğrendikleri andan itibaren yaşamlarına yeni düzen gelmektedir. Örneklemek gerekirse bebeğin anne rahminde bile en az zarar görmesini önleyecek tedbirlerle başlayan bu süreç bebek dünyaya gelir gelmez de sona ermez. Örnek olarak annenin sütüne ve bebeğini doyurmak ve geliştirmek için emzirme süresince aldığı ilaçlara bile dikkat etmek zorundadır çünkü anne bebeğini emzirirken vücudundaki her türlü oluşumu bebeğe sütü kanalıyla geçtiğini bilmek zorundadır.

Bebekler gelişirken 3 aylık, 6 aylık, ve 12 aylık periyotlarda çok dikkatli bir şekilde kontrol edilmek zorundadır. Bebekler doğum kilolarından 5 ay sonra iki katına, 12 ayda 3 katına, 2 yaşında dört katına çıkar. Bebekler büyüme trendine bakarak boy atmaları şöyle gelişir; örneklersek doğduğunda 50cm olan bir bebek 4 aylıkken 60 cm, 7 aylıkken 65 cm, 12 aylıkken 70 cm, 24 aylıkken 80 cm olurlar bu bebeğin doğum esnasında yapılan boy ölçümü farlı olsa bile eğri olarak gerek kilo gerekse boy olarak bu eğri doğrultusunda gelişirler. Bebekler gelişimleri sırasında ekonomik durum elveriyorsa 30 gün arayla doktor kontrolüne tabii tutmakla gelişimleri incelenmelidir. Bebekler gelişim çağında besin olarak anne sütü ile beslenirler ve bu hem doğallığı hemde bebeğin gelişim için temel olan beslenme şeklidir.

Bebek temizliği de hastalık açısından hem gelişimleri için hemde ileride problem yaşamalarını önleyici bir konudur. Ayrıca ailenin dikkat etmesi gereken bazı tıbbi önlemler vardır.Örneğin aşılarının zamanında ve düzenli zamanlarda yapılması, ateşlerinin sürekli olarak ölçme ve buna benzer bir çok önlem bebeklerin gelişim dönemlerinde ne kadar kaliteli gelişim süreci geçirirlerse o kadar sağlıklı bir yaşam geçirmelerinin temel yapıtaşlarıdır. Aile içindeki davranış şekilleri bebeklerin gelişiminde çok önemlidir. Bebekler diş çıkartma ve tuvalet eğitimleri sırasında kolay ve zevkli halde eğitmesi gereklidir.

Daha fazlası için diğer sayfamıza da bakabilirsiniz. http://www.bebeksayfasi.com/bebek-gelisimi

19 Kasım 2014 Çarşamba


Bebekler daha doğmadan önce ailede farklılıklara sebebiyet veren yeni aile fertlerinden biridir. Bebeğin beklenişine daha az katkıda bulunan baba bebeğe biraz daha yabancıdır. Bu nedenle onu ve evde kurulan yeni düzeni daha güç kabullenir. İlk bebeğin gelişiyle genç babanın, karısının dikkatini toplayan tek odak olmaktan çıktığı kuşku götürmez. Aynı durum daha evvelden aileye katılmış olan abi yada ablaların durumları içinde geçerlidir.


bebekler
Minik Bebek


Evde bulunan abla ve ağabeyler için bu durum 2-5 yaşlarındaki çocuklarda merak, ilgi, kıskançlık, düşkırıklığı, hatta düşmanlık gibi karmaşık duygular ve çelişkiler yaratır. Evde bulunan diğer çocuk yada çocuklar için bu durum dışarı yansımasıyla tepkisel olarak dışarı yansır ve bebek hem merakla hemde kıskançlık gösterileri ile karşılanırlar. Çocuk yada çocuklar yeni bebeğin eve gelişiyle adeta küçülürler davranışları değişir. Mesela o zaman kadar temiz olan erkek çocuk yeniden altını kirletmeye başlar, yada parmak emmeleri yada bebekten sonra onun biberonunu kullanmak tepkileri gösterir, yemeğini tek başına yemekten vaz geçerek yardım istemek durumuna gelir.


Evde bulunan çocukları bebeğe ısındırmak ve kardeş kavramını geliştirmek gibi bir meşgale edilirler. Bu durumda yapılacak en kolay olan yollardan birisi onu konuya bebek bakımına katkı bulunmaya yönlendirmektir. Bu durum anne hayatında da değişiklikler getirir çünkü bebek eve geldiği ilk günden itibaren varlığını hissettirir, bütün alışkanlıkların önüne geçer. Anne yaşamının organizasyonunu yeni bebeğe göre ayarlamak zorundadır. Aynı şey babalar içinde geçerlidir.
Bebekler gelişimlerine anne ve babanın koyduğu kurallar ile hazırlanmaya başlarken aynı zamanda onların hayatlarında yaptıkları değişikliklerin farkında değildirler. Ama beslenme, giydirilmeleri ve sıhhat olarak hassas olmaları ve bütün bu ihtiyaçların karşılanması gerekmektedir. Temizlik görülmesi zevk veren anne ve bebek arasında mutlu bir alış veriş olarak nitelenebilir. Temizlik gereçleri sabundan yıkanılacak yere kadar bebeğe uygun olması gereken bir ortamda yapılması lazımdır.Bebek giysileri ve havlusu özel olmalıdır, hatta burada kullanılacak suyun sıcaklık derecesinin bebek için önemi vardır.
Bebek giysilerinin seçimi de önemlidir. Bebeğin genel hava şartlarına göre üşütmesine engel olmak kaydıyla havalandırılması bebek için önemlidir. Bebeklerde uyku büyümenin en temel motiflerinden biridir. Uygun bir ortamda uyumaları sağlamak görevi anne ve baba tarafından sağlanmalıdır. Bebeğin yatırılması ve yatış şeklinin belirlenmesi de gözden kaçmaması gereken bir ayrıntıdır.Bebek olan evlerde acil sağlık yardımları yada durumları belirleme materyallerinin bulunması zorunludur. Bunlar pamuk. Aşılar ve yaralar için gazlı bez, antibiyotik içerikli merhemler, küçük pansumanları yerinde tutmak için plasterler, damlalık, bir adet tırnak törpüsü ve en önemlisi olan termometre dir.

Sosyal Paylaşım Sayfaları

sosyal sitesosyal sitesosyal site

Taze Yayınlar

Takipçilerim

Popüler Yazılarımız

Sayfa Görüntüleme Sayısı


Bumerang - Yazarkafe

Bumerang - Yazarkafe

Bloğumuza Birde Burdan Bakın ツ